GECENİN RENGİ

 GECENİN RENGİ….

  Annem ile beraber köye, diğer ailemi ziyarete geldik. Evimiz iki göz oda kerpiç evdi. Önündeki dar açık sahanlığın ucunda yemek pişirmek alanı oluşturmuşlar, diğer ucunu da yıkanma yeri olarak düzenlemişler. Tuvaleti de orada yenilenmiş olarak göreceğimi ümit ederek kapıyı açtım. Sadece bir çeşme ve etrafı taş ile döşenmiş yıkanma alanı gördüm.

Köy evlerinde tuvaletin çok uzakta inşa edilmesi beni rahatsız etmiştir. Çocukken her gece tuvalete gitmek zorunda kaldığımda yaşadığım korku ve çaresizlik aklıma geldi. Özellikle gece vakti veya kötü hava koşullarında bu yolculuk oldukça zahmetli oluyordu.

     Bazı şeyler değişmiş gördüm; bahçe çitinin yanına sokak lambası konmuş, su tesisatı evin içine alınmış, evin önünde sahanlık elden geçirilmiş, değişmeyen tek şey, bahçenin diğer ucundaki tuvalet, bıraktığım gün gibi dimdik ayakta duruyordu .Tahtası yıpranmış kapısı yılların izini taşıyordu. Etrafı dikenli ağaçlar ile çevrilmiş; sanki gecenin ilerleyen vakitlerinde şekil değiştirip beni yutacak canavara dönüşecek gibiydi.

Gece çöktüğünde tuvaletin etrafındaki gölgeler daha da derinleşti. Rüzgarın hafif esintisi, kapının menteşelerinde ürkütücü bir gıcırtı yaratıyordu. Dikenli ağaçların dalları ,ay ışığında tuhaf şekiller oluşturuyordu. İhtiyaçlarımı gecenin geç saatine kalmadan görmüştüm. İlerleyen saatlerde tuvalete gitmek zorunda kalmamak için su bile içmiyordum.

Gece karın bölgemde beni rahatsız eden duygu ile uyandım…

Evet! Korktuğum başıma gelmişti. Uzanıp saate baktım üç gibiydi. Biraz sabır edersem günün ışıdığını beklerdim . Ama öyle olmadı. Seyahat, hava değişikliği sindirim sistemimi etkilemiş ve tuvalete gitmek zorundaydım.

Yavaşça yataktan kalkıp dışarı çıktım. Odalar sahanlığa açılıyordu. Bulunduğum yerden dışarıyı izledim. Ancak sokak lambası o kadar çılız yanıyordu ki kendini bile zor aydınlatıyordu. Ortamı aydınlatan başka ışık kaynağı vardı. Bahçeye adım attığımda Dolunay ; ‘’korkma ben buradayım yine eskisi gibi sana yol göstereceği ‘’der gibi bütün bahçeyi ışığı ile doldurmuştu.

              Gündüz evden çokta uzak olmayan tuvalet, şimdi dünyanın öteki ucundaymış gibi görünüyordu. Gecenin karanlığından ormandan gelen çakal sesleri, her adımda kuru yaprakların hışırtısı, ağaçların gölgesi ve sürekli değişen bu gölgelerle tuvaletin kapısına ürpererek geldim.

Kapıyı açtığımda içeriden gelen soğuk hava dalgası, yılların biriktirdiği rutubet ve toprak kokusu burnuma doldu. Eski çürümeye yüz tutmuş tahtaları, her an kırılacak gibiydi. Kullanılmamış gibi tozlu duran aynadaki yansımam yüreğimi ağzıma getirdi. Ağaçların arasından sızan ay ışığının aydınlattığı bu küçük kulübede, el yordamı örümcek ağıyla kaplanmış su kovasını ve yosun tutmuş maşrapayı buldum. Derin bir nefes alarak ’’hadi kızım buraya kadar geldin. Bitir şu işi de sıcacık yatağına dön ‘’ dedim.   

Dönüş yoluna geçtiğimde kendimle gurur duyarak eve doğru yaklaştım. Çünkü benim için geçmişimin kabusu olan ve tüm çocukluğumu kapsayan en büyük derdimi nihayet aşmıştım. Garip bir sessizlik çökmüştü. Gelirken bana eşlik eden dolunay, bulutların arkasına saklanmış, tüm bahçeyi saran ışığının yerini karanlığa bırakmıştı. Sokak lambasının cılız ışığının etrafına toplanmış onlarca gece kelebeği ışığı daha da görünmez kılmıştı.

Komşumuzun bahçesindeki köpekte sanki ortamın farkında ,tehlike sezmişçesine gibi vahşice havlamaya başladı. Gecenin sessizliği bir anda parçalanmış, etrafımda ki her şeyin sesini daha keskin şekilde duymaya başladım. Rüzgarın savurduğu yaprakların hışırtısı, sokak lambasındaki gece kelebeklerinin kanat çırpışı… 

Kendimle gurur duymam çok kısa sürdü. Korkularım yeniden yüzeye çıktı. Her adımımda ağaçların içerisinden bir şeyin beni izlediğini hissettim

Çitleri geçip evi gördüğümde ,köşede bekleyen karanlık gölge ,son damla oldu. Yürümeyi bırakıp çılgın gibi koşmaya başladım. Sahanlık kapısını hızlıca ileri itip odama girdim. Evde herkes derin uykusunda huzurla uyuyordu. Titreyerek yatağa uzanıp yorganı başıma çektim. Küçüldüm küçüldüm ve çocukluğuma döndüm. O an karanlığın içerisinden gelen fısıltılar ve gölgelerin dansı, beni korkularıma geri götürdü. Ben bu duygular ile kaybolurken anladım ki geçmişimle yüzleşmeye daha hazır değildim…

26/09/2024 saadet taşkın erbay



Yorumlar