MİÇO

                   MİÇO

           Kediler sahiplerini kendileri seçermiş… Sitemizde onlarca sokak kedisine bakmaktayız. Görseniz hepsi birbirinden güzel. Evimiz bahçe dubleks daire, geniş bahçeye açılmakta. Gün içinde kedilerin biri gider biri gelir. Mamalarını yerler, sonra sitenin ön bahçesine geçerler.


O ısrarla bahçede kalıyor, hatta eve girmek istiyordu. Sarı çizgili kürkü, gıdısında beyazı, boncuk gibi gözleri, o mıncırası yanaklarla diğerlerinden hemen ayrılıyordu. Evde köpeğim olduğu için zarar vereceğini düşünüp mama saatinden sonra su tabancası almıştım; üzerine sıkmama rağmen inatla bahçede kalıyordu. Kalmakla kalmıyor, yüksek sesle miyavlayarak beni içeri al diyordu. Görmezden geldikçe kendini göstermek için büyük çaba harcıyordu. Üst kata mutfağa çıktığımda en yakın konuma gelip oradan sesleniyordu. "Pisst git buradan" derken, bu durumlar her gün rutine dönünce isim koyma ihtiyacı hissettim. Çünkü bunu hak ediyordu. Bir ismi olmalıydı bu savaşçı ve inatçı oğlanın.


Bütün gün, bizimle iletişim kurma çabasından ona "Miço" adını verdim. En azından bahçede fare yakalama işleri yapar, mamasının hakkını verirdi. Bir canlıyla iletişime geçince yavaş yavaş bağ kurmaya başlıyorsunuz. Gün içinde kovalamalar, gitmesi için yapılan hareketler sonunda, o gün bahçede göremeyince gözlerim onu aramaya başladı. Bir ağaç dibinde kuyruğu yarılmış, ateşler içinde yattığını gördüm. Veterinere götürdük. Kuyruk enfeksiyon kapmış ve evde bakılması gerekiyordu. Eşim karşı çıktı . "Balkondan içeri girmesin. Hem evde köpeğimiz var hem de sokak hayvanı, aşıları tam değil, sıkıntı olur, eğitimsiz, sağı solu tırmalar" dedi. Yapacak bir şey yoktu. Bir süre tedavisini balkonda yaptım. Kapı açık kalmış, içeri girdi ve bir yanımda köpeğim yatarken diğer yanıma geldi yattı. O kadar şaşkındım ki yetişkin bir kedinin sanki, yıllardır sahibiymişim gibi davranmasına. Köpeğim de meraklı bir şekilde temkinli bakıyor ve o da şaşkındı. Kimdi bu münasebetsiz, evdeki tahtını mı sarsardı acaba? Ne kadar kalırdı? Mamasına ortakçı mı geliyor? gibi sorular düşündüğüne eminim.


Eve giremez, etrafı tırmalar, sokak hayvanı diyen eşim bir süre sonra onunla beraber uyumaya başladı. Artık evin bir ferdi olmuştu. Gerekli sağlık kontrollerini yaptık, karnesini çıkardık. Hayatımda çok kedi bakmıştım lakin Miço gibi sokaktan gelip bu kadar eğitimli davranan bir can görmedim. Köpeğimle bebekten büyümüş gibi uyumlu ve ona sevgi doluydu. Tatile gittiğimizde evin balkonunda kalıyor, komşumuz tarafından bakılıyordu. Döndüğümüzdeki sevgi gösterisi görülmeye değerdi. Gelecek planlarımızın içinde o da vardı.


Sokaktan eve geldiği için miydi, bir kışı evde geçirdi bağışıklığı mı düştü bilmiyorum. Bahara girdiğimiz günlerde Miço hızla zayıflamaya başladı. Yemek yiyemiyor ve çok halsizdi. Yapılan tahlillerde kedi lösemisine yakalandığı ortaya çıktı. Tedaviye başladık lakin yemek yiyemiyordu. Ona şırınga ile yemek ve su veriyordum. Bir gün veterinerdeyiz. Kan alınacak. Boynuma sarılarak koynuma girdi ve kan alınmasını bekledi. Veteriner hekim "Hayatım boyunca böyle bir vaka ile karşılaşmadım. Emin misiniz bu kedinin yavruluktan beri sizinle olmadığına?" dedi. "Böyle durumlarda sokak kedisi hiçbir şekilde kendine dokundurmaz, kan aldırmaz. Oysa bu hayvan o kadar çok size güveniyor ki hepimiz çok şaşkınız, her türlü yaklaşabiliyoruz."


Miço tedavilere cevap vermedi. Günden güne eridi. Son günlerinde elimizden gelen konforu ona sağladık. Gece köpeğimle beraber koynumda yatıyorlardı. Sanki onun aramızdan ayrılacağını anlamış gibi yerini asla vermeyen köpeğim, en kıymetli koltuk altını ona bırakmıştı. Bir kuş gibi aramızdan uçup gitti Miço. Onunla başka bir zaman ve boyutta buluşmak üzere vedalaştık. Hayatımıza kendi izlerini bıraktı. Miço gibi birçok sokak hayvanı, sevgi dolu bir yuva ve bakıma ihtiyaç duymaktadır. Onlara bir şans vererek, hem onların hem de kendi hayatımızı zenginleştirebiliriz







Yorumlar