PAYLAŞILAN YALNIZLIK

 

Nedendir bilinmez dışarıdan bakıldığım zaman çok yalnız ve şekilsiz gözüke bilirim. Hatta rengimi bile beğenmeye bilirsiniz. Büyük bir parkın en uzak köşesinde, üzerindeki cilası soyulmuş, bazı yerleri kazınmış, koca bir çınarın gölgesinde sessizce beklemekteyim….

Ben sükûnetin ve huzurun yeri değilim. Sırların ,acıların, korkuların ,ayrılıkların ,itirafların şahidiyim. Genelde parkın en hareketli ve en bakımlı yerleri, aileler sevgililer ve kalabalıktan beslenen yalnızlıktan korkan, arayıştaki insanların yeriydi. Mutluluklar sevinçler o bölgede yaşanırken, bana gelen insanlar, genelde korku ıstırap pişmanlıklar ve yalnızlık ile yoğrulmuş oluyorlardı… Konuşa bilseydim eğer, her birine hayatınızın ne kadar kısa ve değerli olduğunu söylemek isterdim. Doğum ve ölüm arasındaki zamanlarda insanlar geliyorlar ve gidiyorlardı. Kalanını daha hiç görmedim.  

 Hep buradayım…Bekliyorum…

Buraya konulduğum ilk günü hatırlıyorum. İmalattan yeni çıkmış tertemiz gıcır gıcırdım. Parkın en güzel yerinde insanlarla ile birlikte onların anlarına tanık olacaktım. Sevinçler mutluluklar yaşanacak ,onları dinleyecek onlarda anlarına dahil olup zihinlerinde bir şekilde var olacaktım. 

Araçtan en son beni indirdi işçiler. Belli ki çok yorulmuşlardı. Diğer bankların montajı uzun sürmüş ve bir an önce geri dönmek için acele ediyorlardı.

Usta başı seslendi;

-Tek bir tane kalmış . burada elimizdeki listeye göre bir yer kalmadı dedi. Etrafına tekrar bakarak uygun bir yer aradı  

İşçiler iyice huzursuzlanmaya başladılar .Mesai saatinin uzamasını istemiyorlardı.

-Koyalım bir yere de dönelim artık .Hepsini saydım bu fazla sanırım dedi işçilerden biri.

Usta ; olmaz buna da yer bulalım dedi. Parkın sonuna doğru duvara yaslanmış bir çınar ağacını gördü. onun altını işaret ederek oraya koyalım .Yalnız kalmak isteyen kişiler otura bilir belkide. herkesten uzak bir nokta .

Hafif alaycı bir tonla da ‘’ hayatın anlamını bulmak için oraya giderler’’. dedi…

işçiler gülmeye başladı.

-ustam ne kadar da düşüncelisin hayatın anlamını sen nerede buldun… böyle bir yerde mi? İşçilerin üzerindeki o sıkıntılı hava dağılmıştı. Hepsinin yüzünde ustasının da yüzünde yer alan o hafif alayca ifade yerleşmiş gülümsemeye başlamışlardı. 

Beni iki kişi taşıyarak çınar ağacının altına getirdiler .burası öyle bir kör noktaydı ki kolay kolay görülmeyecek benimde aynı zamanda etrafı seyredemeyeceğim ve kimseyi göremeyeceğim bir yerdi. Acele yere montaj yaparak işlerini bitirirdi işçiler…aletleri toplarken son defa biri dönüp bana baktı ve birden yanıma yaklaşarak elini uzatarak bana dokundu.

-Ustam aslında haklı burası o kadar gözden uzak ki …kim gelir buraya. Çok sessiz burası burada düşünceler kendini bulur dedi. Nasırlı elleriyle ahşaba dokunurken sanki benim ruhuma dokunuyordu. Onu hissettiğimi göstermek istiyordum ama bu imkansızdı.

Diğeri hadi bırak onu, geç kalıyoruz kim ne isterse düşünsün bize ne dedi.

 Onlar uzaklaşınca garip bir sessizlik oldu. B parktaki ilk günümdü. İnsanlar oturacak konuşacak bense dinleyecektim …çok heyecanlıydım….bir çıtırtı duydum iki kişi yaklaşıyordu….bir kadın ve bir erkek yavaşça bana ilerliyorlardı. Kadının yüzü çok kederli idi. Erkek ise biraz daha ilgisiz gibiydi. Ağzında yarısına kadar içilmiş sigara vardı. Oturunca sigarasın ı üstümde söndürdü. Canım yanmıştı. Neden beni sadece cansız bir nesne gibi görüyorlardı. Oysa ben onlara kucağımı açmış en özel anlarına tanık oluyordum.

Kadın ayaktaydı ! Oturmadı nedense.

-bana bunları söylemek için mi buraya getirdin dedi…söylediklerini duyunca insanların yanında rezalet çıkarırım diye mi korktun dedi. Eliyle epey uzaktaki kalabalığı göstererek…

Erkek biraz evvel söndürdüğü sigarayı yere atarak ayağı ile ezmeye başladı. Bakışları yerdeydi. Kadının yüzüne bakmadan;

-konuşacaklarım sadece ikimizi ilgilendirir, başkalarının duymasına gerek yok dedi. Ayağa kalkınca kadın oturdu bu sefer;

-ben anladım anlayacağımı .lütfen gider misin dedi sakin bir ses tonuyla. Adam kadına doğru adım attı ama sonra birden durdu arkasını döndü ve kadının olduğu yerden uzaklaşırken çok sessiz bir biçimde benim bile zor duyacağım bir şeyle mırıldanıyordu.

Kadın ağlamaya başlamıştı. Göz yaşları gökyüzünde yere yağan yağmur gibiydi. Üzerime damla damla akıyordu. Ona sarılmak ve acısını paylaşmak istiyordum…Bir süre sessizce oturdu. Birden derin bir ‘’Oh ‘’ çekti. Sonra bulunduğu yerin farkına varmış olmalıydı ki, başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Büyük bir çınar ağacını altında ve herkesten uzak bir banktaydı. Yeni olduğum için dokum ele geldiğinde güzel bir his veriyordu. Bana dokunmaya başladı. Hatta belki de seviyordu. ince narın parmakları ile beni sanki gözleri görmeyen birinin karşısındakini tanımaya çalışması gibi kıvrımlarımı okşuyor tanımaya çalışıyor gibiydi.

 Acaba beni duymuş muydu. Ona hayat bir yolculuktur. Bu yolculukta hayatımıza insanlar girer çıkar demek istiyordum. Önemli olan anlardır demek istiyordum. Bu anı yaşa kuşların şarkısını duy …Güneşin batışını izle …Altında bulunduğun çınar ağacı şu an ikimize de kol kanat germiş bizi koruyor …Onu izle demek isterdim…Kadının göz yaşları dinmişti ve şimdide kendi kendine konuşmaya başlamıştı…Sesi biraz evvelki dinginlik ve huzurdan sıyrılmış öfke doluydu.

-Bu kadar kolay olmamalı. Bunu sana ödetmesini bilirim dedi.ve biraz evvel beni okşayan elleri gitmiş ve yüzeyimi tırnakları ile soymaya başlayan öfke dolu bir kadın gelmişti. Canımı acıtıyordu. Tırnağı kırılınca çığlı attı ve birde yerinden kalktı .Ayağı ile şiddetli bir tekme sallayıp; 

-lanet olası diye bağırarak vurmaya başladı. Aslında kızgınlığının nedeni ben değildim o adamdı ama bütün hırsını benden çıkarıyordu. Koşarak yanımdan ayrıldı. Gözden iyice kaybolmuştu….

Çınar ağacının altında yine yalnız kalmıştım. Garip sessizlik olmuştu. Bende bu sessizlik içinde müşterisini bekleyen esnaf gibi yeni insanların gelmesini bekliyordum. Bir süre sonra bir anne ve kızı geldi. Kadın yorulmuş ve oturacak yer arıyordu . Bana doğru yürümeye başladı.

Kadın’’ gel biraz oturalım. Çok yorgunum. Bak burası çok güzel sakin sessiz’’ diye kızına seslendi .Kızı’’ hayır anne burası çok uzak herkes orada ‘’diye kalabalığı gösterdi. Anne yeniden,’’ gel biraz oturalım ‘’dedi. Kızı annesini elinden tutarak uzaklaştı. ‘’Ne işimiz var burada çok sessiz ve tenha yer işte. Gel diğer banklara oturalım’’ dedi. 

Duyulmayan sesimle ‘’lütfen buraya gel, bende size o banklardaki rahatlığı sağlarım .beni yalnız bırakmayın’’ diyordum…duymadılar….uzaklaşarak gözden kayboldular.

O zaman anlamıştım ben diğer banklarla aynı değildim. Bana sadece kalabalıktan uzak durmak isteyen, acısı paylaşmak isteyen ,pişmanlığını söylemek isteyen yada itirafı olanlar gelecekti….

O günden sonra değişen hiçbir şey olmadı .Gelenler ya ayrılmaya ya ağlamaya ya acısını haykırmaya yada sessizce oturmaya geldi. Bazen bazen oturdukları bankı sevdiler ama çoğunlukla da acılarının hıncını benden çıkardılar .ben onlar için sadece bir duraktım. Hayatın akışı içerisinde kısa bir mola. Koca çınar ağacından başka kimsem yoktu. Oda güneşimi engelleyen ,beni bulunduğum ortamda gizleyen, içerisinde bulunduğum yalnızlığın hem sebebi hem de ilacı gibiydi.

 İnsanlara sevincinde acının da kıymetini bilin demek isterdim. Onlarca kişi geldi geçti yine buradaydım. Belki onlar hayattan ayrıldı .Ben yine buradaydım. Yaralıydım eskiydim yıpranmıştım ama buradaydım. İnsanalar için sadece bende bir an olarak yaşamaktaydı. Hayatın bu kadar kısa ve değerli olduklarını bilselerdi bakış açılarıları değişir miydi?

Bir bebekken başlayan hayat ,başka bir bebek formunda biterken onlara kalan bu anılar sadece eşyalarda yaşamaktaysa bu hayatın anlamı ne kadar değerli ola bilirdi. Yaşamın içerisinde var olan ,kıymetli olan esasında insan hayatı değil miydi. Bu hayatı kendilerine cennet haline getirmek varken cehenneme çevirmek için neden bu kadar mücadele ediyorlardı… Özdemir Asaf bir şiirinde ‘’yalnızlık paylaşılmaz ,paylaşılırsa yalnızlık olmaz demişti. Oysa giden için yalnızlık bitmiş ise de kalan için devam etmekteydi….

 Buradayım …Acınızla sevincinizle hüzünüz ile , belki pişmanlık beklide ihanet ile geleceksiniz…

Bekliyorum…. 

9Temmuz 2024

Saadet taşkın erbay  





Yorumlar