SESLERİN SESSİZLİĞİ

                          SESLERİN SESSİZLİĞİ


            Sağlık teknikeri sesleniyor ‘’Seda hanım burada mı ‘’? Sesim boğuk çıkıyor. ’’Evet. Geliyorum. Bir dakika müsaade eder misiniz’’ Mr girmek beni korkutuyor. Geçen komşumuz anlatıyordu. ‘’Ah kardeş, tabuta mı girdim ,mr anlamadım. Üstüme üstüme geldi. Bir daha mı (!)

             Tek kullanımlık önlük giyip ,soğuk ve steril odaya giriyorum. Gösterilen yere uzanıyorum. Serili ince kağıt hışırtılar çıkartıyor bedenimin altında. Huzursuzluk içindeyim. Teknisyen bana sakin olmamı ve hareket etmememi söylüyor. Elime panik butonunu sıkıştırıyor. ‘’kendinizi kötü hissederseniz lütfen bunu sıkın. İşlemi hemen bırakırız’’

            Mr cihazının manyetik tüneli içine yavaşça kayıyorum. Makinenin içi soğuk ve klostrofobik hissettiriyor. Sesler başlıyor. Önce hafif bir tıklama duyuyorum, sonra bu tıklamalar giderek daha yüksek ve ritmik hale geliyor.

‘’Tık,tık,tık’’ sesi adete kalp atışı gibi kulağımın içinde yankılanıyor. Mr ın dar ve alçak tüneli şimdiden beni sıkmaya başlıyor. Kafamı sıkıştırdıkları aparattan dolayı sadece bir noktayı görüyorum. Taktıkları kulaklık acıtmaya başlıyor. Biraz kafamın yerini değiştire bilsem rahatlayacağım. ‘’Seda hanım kıpırdamayın ‘’ diye mekanik bir ses duyuyorum. ‘’TIK,tık.tık’’ sesi yerini daha derin ve yankılı bir gürültüye bırakıyor. ‘’Vuuunnn vuunnn ‘’sesi her yerimi kaplıyor. Sanki dev bir motorun içerisindeyim ve biraz sonra beni öğütecek gibi hissediyorum. Bu duygu anlımda terlerin birikmesine yol açıyor, kalbim sıkışıyor. Ayaklarımdan başlayan titreme sırasıyla dizlerimi, kalçalarımı ,belimi, göğsümü ve en sonunda başımı istemsizce kaplıyor. Bir yandan da tekrarlayan ‘’tak tak tak ‘’ sesleri kafamın içinde yankılanıyor. Her vuruşta odaklanmaya çalışıyorum ama bu hiçte kolay olmuyor. İçimden panik butonuna basmak geliyor. Doktorum bu tetkiklerin yapılmasını söylediği için vaz geçiyorum.

                    Bir süre sonra, başaka bir ses duyuyorum. Daha keskin, daha metalik tını. ‘’Ping ping ping ‘’sesi sanki metal bir yüzeye çarpan küçük bir çekiç darbeleri gibi. Bu sesler arasında kayboluyorum. Tekniker rahatsızlığımı anlamış gibi kulaklığıma müzik sesi veriyor. Oda o kadar geriden geliyor ki duymakta zorlanıyorum. Gözlerimi kapatıp sadece bu sese odaklanıyorum. Aynı anda başlayan ‘’Vuunnn vunnn ‘’ ve derinden gelen piyona sesiyle biraz olsun sakinleşmeye başlıyorum. Derin nefes alıp veriyorum. ‘’tak tak tak ‘’ sesi beni geçmişe götürüyor. Babamın masa yaptığı gün aklıma geliyor. Ne kadar güzeldi. Beraber geçirdiğimiz son anlar olacağını nereden bile bile bilirdim. Bana hediye etmişti. Canım babamdan kalan tek hatıra… İçimi bir huzur kaplıyor. Bu daracık yerde, rahatsızlık veren sesleri duymamaya başlıyorum . Geçmişin anıları arasına dalmışken, cihazın içinde hareket etmeye başlıyor. Tekniker yanı başımda ‘’geçmiş olsun , işlem bitti kendinizi nasıl hissediyorsunuz ‘’diyor. Korkarak girdiğim tünelden bir an çıkmak istemediğimi fark ediyorum. Gülümsüyorum. Derin bir nefes alarak ‘’korktuğum kadar değilmiş ‘’ diyorum. Tüm bu seslerin arasında geçen süreden sonra, hastanenin sessiz koridorları adeta huzur verici geliyor.





Yorumlar