SİCİLYA LİMONATASI

 SİCİLYA LİMONATASI…..EXSPRES LİMONATA


limonata yapmak için malzemelerimi listeledim.

Pazara gitmek şarttı. İşin olmazsa olmazı, Roman kadınlardan limon almaktır. Pazarda aramasanız da elinde bir avuç limonla, eteğini bir heybe gibi kuşağına bağlamış, limonu bitmeyen kadın, size ulaşacaktır. Gülümseyen yüzü ile peşimize takılır, an gelir onunla sohbet ederken buluruz kendimizi.

        Akşamın ayazı içime işlemiş, alış verişe geç kaldım diye bir yandan kendime kızıyorum. Aylardan Ocak, sokağa çıkarken kat kat giyinmeme rağmen hala üşüyordum. O ise karşımda naylon terlikle, ince kumaş çiçekli eteği ve kayık yakalı tişörtü, başında tülbendiyle duruyordu Sanırsın ki yaz gelmiş, mevsim çiçeği kadar renkli açılmış ,neşeli bir figür olarak elindeki limonları uzatmış, parlayan gözleri ile aslında ‘’alasın abe abla akşama kadar bu soğukta üşüyorum ekmek parası ‘’demekteydi. 

Limoncu kadın kış mevsimin soğuk, kasvetli havasını dağıtmak istercesine ;

‘’ Abe ablam ,bakasın şu limonlara ! Güneşin özü, limonun canı bunlar. Tadına bakınca , dilinde dans edecek’’

‘’Ne kadar bunlar’’

‘’Abe ablacım, senin güzel yüzün hatırına beşi bir yerde 50 ‘’ el çabukluğu ile bir limon daha ekler ‘’hadi buda benden olsun. Sicilya’nın en güzel bahçelerinden senin için geldi ablam’’ 

Burnuma limonu dayayarak ‘’Kokla abe mis gibi Sicilya kokuyor’’

‘’Sen nereden biliyorsun Sicilya kokusunu ?’’ tamam işte ! yakaladım onu. Nereden bilecek…

Kadın bir kahkaha patlatarak ‘’ Ablam, kalp gözüm açık benim .Öyle olunca her şeyin kokusunu alırsın. Sicilya’nın toprağını denizini ,güneşini ‘’ tekrar burnuma dayadı ‘’Kokla! abe duyacaksın ‘’dedi. Limonu kokladım amacım biraz eylenmekti. Gözlerimi kapadım ve içinde bulunduğum diyardan sanki başka diyara uçmaya başladım. Sicilya’nın limon bahçelerinde ayağıma dolaşan otların, toprağın tozu ile limon ağacına yaklaştım, havada aromatik turunçgil kokusu, hafif rüzgar saçlarımı okşuyor .Eteğim tıpkı kadının eteği gibi kısmı heybe haline gelmiş, içinde limonlar, ağaçlara uzanıyordum….

‘’Şiiiştt ! kokla dediysek emücükle demedik be ablam ‘’

O kısacak an, soğuk ve kalabalık Pazar alanından, sıcacık mevsimlere ve limon bahçelerine uzanmıştım. Kendimi o kadar kaptırmışım ki limonu koklarken ısırmaya başlamışım.

   Kendi de koklayıp gözlerini kapadı. İki ya da üç saniye sonra gözlerini açtı. ‘’yoksa soğuğa, ayaza nasıl dayanırım ablam ‘’dedi. Sesi, aniden hissettiği dondurucu havanın soğukluğuna bürünmüş ve titremeye başlamıştı. 

 Kucağındaki limonların hepsini fileme koymasını istedim. Limonların parlak sarı renkleri, soğuk ve gri ortamda adeta umut ışığı gibi parlıyordu. Son limonu da derin bir nefesle kokladı, ardından fileye atarak bir diğer müşteriye doğru hızla ilerledi.

Nanemi de alarak eve döndüm. Dışarıdaki soğuk hala üzerimdeydi. Parmak uçlarım hissizleşmişti. Roman kadın gözümün önüne geldi. Bir saat bile dışarıda duramamıştım. Elindeki limonları satma çabası, söylediği eğlenceli kelimeler... Kış mevsiminin bizde yarattığı o üşüme duygusunun içine güneş gibi doğmuştu. Kendimizi Sicilya'da bulmuştuk.

 Limonları rendelemeye başladım. Buz kalıplarını doldurup soğutucuya koydum. Kalıplar sertleşince çıkardım. Blenderden geçirip, pürüzsüz karışım ile buzu iyice birleştirdim. Buzlu limon macunu elde ettim. Dinlendirilmiş su ile karıştırıp, taze nanede attık mı … 

 Yolculuğa hazırdım.

Gelsin Sicilya ….




Yorumlar